Türkiye Cumhuriyeti

Batum Başkonsolosluğu

Başkonsolosluk Duyurusu

Türk Halkı Demokrasiye Sahip Çıktı , 16.08.2016

2023 yılında kuruluşunun 100. yılını kutlamaya hazırlanan Türkiye Cumhuriyeti’nde, uluslararası standartlarda yapılan seçimlerde, kullanılan oyların yarısından fazlasını alarak göreve gelmiş bir Cumhurbaşkanı, yine oyların yarısına yakınını alarak seçilmiş bir hükümet ve seçmenin kullandığı oyların tamamına yakınının yansıdığı parlamento işbaşındayken, dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında yer alan, dünyanın en fazla turist çeken 6. ülkesi konumunda bulunan, 3 milyonun üzerinde Suriyeliye kucak açan, dünyada donör ülkeler arasında milli gelire göre ilk sırada yer alan ve her alanda atılım içinde bulunan Türkiye’de 15 Temmuz gecesi bir darbe girişimi yaşandı.

Darbeciler Türk askerinin üniformasını giyiyorlardı, Türk ordusunun uçaklarını, tanklarını ve silahlarını kullanıyorlardı ama bu bir askeri darbe girişimi değildi. Genelkurmay Başkanı ile Kuvvet Komutanlarının desteklemedikleri, emir komuta zinciri dışında gerçekleşen bu kalkışmada asker üniforması giymiş bir grup terörist, tatbikat yapıldığı yalanıyla harekete geçirdikleri askerlerle Türkiye tarihinde eşine rastlanmayan bir ihaneti yaşattılar bizlere. Türk ordusunun çoğunluğunun, halkın, devlet kurumlarının, hiçbir siyasi partinin ve basın kuruluşlarının desteklemediği darbe girişimi başarısızlığa mahkumdu ve öyle de oldu.

Darbe girişiminin ilk saatlerinden itibaren sokaklara çıkan Türk halkı Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla daha da artan sayıyla darbecilere karşı durdu. Hiçbir silahı olmayan halk tankların önüne yattı, üstüne çıktı ve silahlara göğsünü gerdi; televizyon kanalları aralıksız olarak yaşananları ekranlarına taşıdı; tatilde olan parlamento toplantı, yetkililerden ve siyasi parti liderlerinden ardı ardına darbe karşıtı mesajlar geldi. Türkiye’nin çıkarını düşünerek darbe girişimi yaptığını ileri sürebilecek bir grubun bunlar üzerine derhal geri çekilmesi beklenirdi, ancak böyle olmadı.    

Tüm dünyanın gözleri önünde, Türk halkının ödediği vergilerle ülke savunması için alınmış tanklar savunmasız Türk vatandaşlarının üzerinden geçti; kuyruğunda Türk bayrağı olan jetler, helikopterler Türk demokrasisinin kalbi olan parlamentoyu, Cumhurbaşkanlığını, emniyet ve istihbarat birimlerini ve sivil halkı bombaladı; Türk ordusunun üniformasını giymiş teröristler kadın, erkek ve çocuk ayırt etmeden Türk halkını kurşun yağmuruna tuttu; Cumhurbaşkanına suikast düzenlemeye çalıştı, televizyon kanallarını ve resmi kurumları bastı.

Peki, kendi halkını göz kırpmadan öldürecek kadar gözü dönmüş olan bu darbeciler kim? 

Türkiye’yi yakından takip eden herkes ilk anından itibaren darbe girişiminin arkasında Fettullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) olduğunu anlamıştı. Yakalanan darbecilerin ifadeleri bu tespitin üzerinden olabilecek şüpheleri tamamen kaldırdı. 40 yılı aşkın süredir ılımlı dünya görüşüyle eğitim kurumları üzerinden örgütlenen FETÖ’nün devleti ele geçirme planları esasen bir süre önce açığa çıkmıştı ve bu örgütün devlet kurumlarından temizlenmesine yönelik çalışmalar yapılıyordu. 40 yıllık emeklerinin boşa gitmekte olduğunu gören FETÖ mensupları son bir hamleyle devleti ele geçirmeye çalıştı ve kendi terörist başının daha önce yandaşlarını uyarmak için söylediği gibi “ kuluçkadan erken çıkarak” perişan oldular.

Türk halkı 15 Temmuz gecesini Türkiye sokaklarında yaşanan sayısız kahramanlık hikayeleriyle aydınlık bir sabaha dönüştürmeyi başardı. 170’i sivil 240 vatandaşımız şehit, 2195 vatandaşımız gazi oldu. O gece meydanlara çıkan halk, 10 Ağustos’a kadar aralıksız her gece ülkenin her şehrinde meydanları doldurarak demokrasi nöbeti tuttu. 

Bu nöbetlerin en büyüğü 7 Ağustos 2016 günü İstanbul’da gerçekleşti. Çeşitli siyasi görüşlerden; erkeği kadını, genci yaşlısı; ilkokul mezunu, profesörü; sanatçısı esnafı, kısacası Türk toplumunun tüm renklerinden yaklaşık 5 milyon kişi Türk bayrağının altında birleşti. Aynı anda Türkiye’nin diğer 80 ilinde aynı saatlerde meydanları dolduran vatandaşlarımızı da düşündüğümüzde o gün tüm Türkiye ayaktaydı dersek abartılı bir ifade kullanmamış oluruz.

Türkiye Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakanı, Muhalefet Partilerinin Liderleri ve Genelkurmay Başkanının hitap ettiği topluluğun tek mesajı vardı: Bizi yönetecek kişileri biz belirleriz, bize kimse zorbalıkla dayatmada bulunamaz.

Darbe girişiminin ardından hükümetimiz FETÖ üyelerinin kamu kurumlarından temizlenmesine ve bu terör örgütünün tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik bir süredir yürüttüğü çalışmaları artırdı. Hukuk çerçevesinde alınacak tedbirlerin zamanlıca hayata geçirilebilmesi amacıyla 3 aylık süreyle sınırlı olmak üzere Olağanüstü Hal (OHAL) ilan edildi. Türkiye anayasası çerçevesinde uygulamaya alınan ve gerekli çalışmalar tamamlanır tamamlanmaz sona erdirilecek olan OHAL vatandaşlarımızın günlük hayatı etkileyecek unsurlar içermiyor. Esasen, birçok ülke çeşitli şartlar altında OHAL sürecini işletiyor. En son olarak Belçika ve Fransa yönetimleri ülkelerinde meydana gelen terör saldırılarının ardından OHAL ilan ettiler. Fransa 2015 Kasım ayında ilan ettiği OHAL’i Nice saldırısının ardından 2017 Ocak ayına kadar  4. kez uzattı.

Türkiye ekonomisi darbe girişiminden en az seviyede etkilenerek yoluna devam ediyor. Vatandaşlarımız darbe girişiminin ardından yaklaşık 12 milyar Dolar bozdurarak Türk Lirasına geçti ve böylece Liranın Dolar karşısında değer kaybının önüne geçmiş oldu. Bu dönemde ihracatımız ve ülkemize doğrudan yabancı yatırımlar arttı, ekonominin tüm göstergeleri olumlu bir seyir izledi.

Geride bıraktığımız bu zor dönemde dostlarımızın desteği oldukça önemliydi.  Sayın Gürcistan Başbakanı 19 Temmuz’da beraberinde Bakanlarıyla birlikte ülkemize resmi ziyaret gerçekleştirerek, darbe girişimi sonrası ülkemizi Başbakan seviyesinde ziyaret eden ilk lider oldu. Gürcistan-Türkiye dostluğunun güzel örneklerinden biri olarak tarihe not düşülen bu ziyaret iki ülke ilişkilerinin her alanda daha da ileriye taşınmasına yönelik birçok kararın da alınmasıyla ayrıca önem arzediyor.

Sonuç olarak, tarihinin en büyük ihanetini yaşayan Türk halkı demokrasisine sahip çıktı ve bugün Türkiye 15 Temmuz’dan çok daha güçlü bir ülke.

Yasin TEMİZKAN

T.C. Batum Başkonsolosu



 

 


İlgili Dosyalar :

- ACARA GAZETESİ MAKALE.jpg