Türkiye Cumhuriyeti

Batum Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

T.C. BATUM BAŞKONSOLOSU ENGİN ARIKAN'IN 29 EKİM 2013 CUMHURİYET BAYRAMI RESEPSİYONU KONUŞMA METNİ, 29.10.2013


Sayın Acara Hükümet Başkanı,

Sayın Bakanlar ve Milletvekilleri,

Sayın Acara Başmüftüsü,

Değerli vatandaşlarımız, kıymetli konuklar,


Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 90. Yıldönümünü kutlamak üzere Batum’da biraraya gelmiş bulunuyoruz. Hepiniz hoş geldiniz.

Türkiye Cumhuriyeti, bundan 90 yıl önce, Anadolu’yu işgal kuvvetlerinden temizleyen Kurtuluş Savaşımızı zaferle sonuçlandıran Mustafa Kemal Atatürk tarafından kuruldu.

Atatürk, 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet’i ilan ettiğinde Anadolu’da devlet ve halk çok ağır şartlarla mücadele ediyordu. Savaşlardan yorulmuş, ekonomik olarak tükenmiş, eğitim düzeyi düşük kalmış Anadolu’da kısa sürede önemli atılımlar yapıldı.

Bu arada, Ortadoğu, Afrika ve Uzakdoğu’da sömürgecilik hala devam ediyordu. Bu bölgelerin halkları bağımsızlıklarına ve kendi kendilerini yönetme ayrıcalığına onyıllar sonra kavuşabildiler.

Genç Türkiye Cumhuriyeti, birkaç yıl öncesine kadar Batı Anadolu’yu işgal eden ordularıyla savaştığı Yunanistan dahil tüm komşularıyla iyi ilişkiler geliştirdi.

Bu iyi ilişkilerin geliştirilmesinde, Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” sözü her zaman rehber oldu. Bugün de bu ilke bizim komşularımızla ve tüm ülkelerle ilişkilerimizde temel rehberimiz olmaya devam etmektedir.

Türkiye’nin izleyeceği yol, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda Atatürk tarafından “muassır (çağdaş) medeniyetlerin” yolu olarak belirlenmişti. Türkiye hep muasır medeniyet hedefinin peşinde gitti.

Uluslararası ilişkilerinde barışı esas alan ve kendi içinde muasır medeniyet hedefine ulaşmak için çalışan Türkiye Cumhuriyeti; dünyanın en hareketli bölgeleri olan Balkanların, Kafkasların ve Ortadoğu’nun kesişme noktasında hep istikrar ve güven unsuru oldu ve olmaya devam ediyor. Bölgesindeki bu rolünü her geçen gün daha da pekiştiriyor.

Bölgemizdeki ilişkilerimiz içinde Gürcistan’la ilişkilerimiz her zaman özel oldu. Bunda, Türkiye’de yaşayan ve sayıları milyonları bulan Gürcü kökenli vatandaşlarımızın da büyük payı bulunmaktadır.

Gürcistan’ın zaman zaman içinden geçtiği sıkıntılı dönemlerde, Türkiye hep iyi bir komşu ve dost olmaya önem verdi. Türkiye her zaman komşusu Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü destekledi ve bu desteğini en açık şekilde dünyaya duyurdu.

Gürcistan’la ilişkilerimiz seneler içinde sürekli ilerledi. Batum Havalimanı’nı ortak kullanan, birbirlerinin ülkesine vize bir yana, pasaporta dahi ihtiyaç duymadan seyahat edebilen, birbirine bu derece güvenen iki ülke olduk. Sarp/Sarpi Sınır Kapılarından geçen araç ve yolcu sayısı her geçen gün arttı ve artmaya devam ediyor. Geçişlerin artmasıyla, sınırın her iki tarafında ekonomi canlanıyor, halklarımız birbirini daha iyi tanıyor.

Türkiye-Gürcistan ilişkilerinde bu günlere gelinmesinde, kapı komşumuz Acara hep öncü rol üstlendi. Batum’un kaydettiği ilerleme, iki ülke ticari ilişkilerinin gelişmesinde ve bölgenin turizm potansiyelinin büyümesinde son yıllarda hep hızlandırıcı etki yaptı.

Dileğimiz ve hedefimiz, ikili ticari ilişkilerin, yatırımların ve turizmin daha da gelişmesidir. Türkiye ve Gürcistan, birbirinden vazgeçemeyecek iki komşu ve dost ülkedir. Türkiye ve Gürcistan dostluğu geleceğe güvenle bakmaktadır. Türkiye’de kaydedilecek her gelişme Gürcistan’ın, Gürcistan’da kaydedilecek her gelişme de Türkiye’nin menfaatinedir.

1922 yılında kurulmuş olan ve Gürcistan’daki en eski yabancı temsilcilik olan Başkonsolosluğumuz, Türkiye ile görev bölgemiz olan Acara’nın ve genel olarak Gürcistan’ın ilişkilerini geliştirmek için üzerine düşen görevi yapmaya devam edecektir.

Bu anlayıştan hareketle, Batum’a gelerek, dürüst ve çalışkan Türk girişimcisini Gürcistan’da yüzünün akıyla temsil eden tüm vatandaşlarımızın başımızın üzerinde yeri olduğunu özellikle vurgulamak isterim.

Sözlerimi burada noktalarken, Cumhuriyetimizi kuran, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini atan ve ne yazık ki savaşlarla, çatışmalarla dolu bir coğrafyanın ortasında barış içinde bugünlere erişmemizin önünü açan Ulu Önder Atatürk’ü saygı ve minnettarlıkla anıyorum.

Bu mutlu günümüzü paylaştığınız için hepinize tekrar teşekkür ediyor, sevgi ve saygılar sunuyorum.